Barselona; Kıpır kıpır bir İspanyol

Seçil Sağlam’ın anlatımıyla İspanya’nın gözbebeği Barselona;

Barselona’nın her daim popüler olmasına şaşmamak gerek. Canlı Katalan ruhunu tüm coşkusuyla ziyaretçileriyle paylaşan şehir, müzeleri, uzun kumsalları, sanat galerileri, meydanları, keyifli alışveriş alternatifleri ve lezzet dolu pazarları ile tam bir çekim merkezi.

Her zaman hareketli, renkli, keşfedilecek yeni bir şeyler sunan, dahi mimar Gaudi’nin şehri, mevsimsiz ve zamansız Barselona, gurme damaklardan, sanat ve tarih meraklılarına, mimari sevenlerden, eğlence arayanlara kadar herkesin yüzünü güldürecek olanaklara ve atmosfere sahip.

Gaudi’nin Masal Şehri

Barselona’da birkaç güne sığdırılabilecek ‘olmazsa olmaz’ların başında Gaudi’nin ‘La Sagrada Familia’ (Kutsal Aile Kilisesi) isimli başyapıtını görmek geliyor. Ölümünün üzerinden neredeyse 90 yıl geçmiş olmasına rağmen Gaudi’nin sanatı tam anlaşılamadığı için eser hala tamamlanamamış.  Bu sebeple de halk arasında ‘Bitmeyen Kilise’ olarak anılıyor. Kapıdaki uzun kuyruğu göze alanları bekleyen ödül ise; bir ormanda geziyor sanrısına kapılacakları, büyüleyici bir mimariyle karşılaşmak.

Gaudi’nin doğayı gözlemleyerek yaptığı tüm eserlerinde, doğada olan tüm formları, renkleri görmek mümkün. Barselona’ya gelme sebebi sadece şehre eşsiz güzellikler katan bu eserleri görmek olan onbinlerce ziyaretçi var. Gaudi’nin şehirdeki eserlerini hakkını vererek gezmek için başlı başına bir Barselona gezisi gerekiyor. Şehir gezilecek, görülecek pek çok alternatif sunduğundan çok fazla zamanı olmayanlar en azından Casa Batllo ve Palau Guell’i mutlaka listesine almalı.

Şehrin kalbinin attığı meydanlara, sokaklara karışınca birbirinden cazip restoranlar, mağazalar arasında zamanın nasıl geçtiğini anlamak mümkün değil. Ancak Barselona aynı zamanda bir keyif şehri… Burada hayat her ne kadar hareketli görünse de aslında tadını çıkarmak için herkesin kendine ayırdığı ve şehri yaşadığı zamanlar var. Yalnızca çalışmak ya da anlamsız bir telaş içinde olmak İspanyolların harcı değil. Şehirdeki pek çok noktada park edilmiş yüzlerce bisiklet şehirde yaşayanların yaşam biçimini ele veriyor. Özgür, pratik ve doğal. Bisiklete binmeyi sevenler ve şehirleri bu şekilde keşfetmeye açık herkes Barselona’da ulaşım alternatifi olarak rahatlıkla bisiklet kullanabilir.

Şehrin en turistik ve canlı caddelerinden Las Ramblas, sokak sanatçıları ve satıcıları ile her daim ilgi çekici. Bu uzun caddede ilk durak ise kaçınılmaz olarak ‘Mercado de La Boqueria’. Kaçınılmaz olmasının sebebi ise birbirinden çekici renkleri, tatları ve görüntüleri ile enfes çikolatalar, peynir çeşitleri, şarküteri ürünleri, rengarenk tropik meyveler ve farklı aromalara sahip zeytinyağlarının yer aldığı tezgahlar. Gözlere ve damaklara hitap eden bu rengarenk pazarda tatları denemek, alışveriş yapmak oldukça zevkli.

Port   Vell’e   kadar  uzanan Las   Ramblas’ın  üzerinde   yer   alan   Placa   Reial’i   çevreleyen   restoranlar  tipik İspanyol lezzetleri sunuyor. Bu meydanda oturmayı tercih edebilirsiniz ancak unutmayın her zaman en iyi lezzetler sokak aralarında gizlidir.

Barselona, beş duyuyu da besleyen bir şehir

Placa Reial’den sonra, Barri Gotic’in büyüsüne kapılarak uzun bir öğle sonrasına kendinizi bırakabilirsiniz.

Barri Gotic’te binalardaki detayları görmek ve atmosferik dar sokakların hakkını vermek için sık sık başınızı kaldırarak dolaşmak gerekiyor. Yorulduğunuzda enerjinizi geri kazanmak ve soluklanmak için meşhur tatlı ‘churro’yu tadabileceğiniz küçük bir pastaneyi hedefleyebilirsiniz. Sıcak servis edilen, yumuşak ve çıtır iki tezat kıvamı aynı anda hissedeceğiniz bu geleneksel hamur kızartmasını sıcak çikolataya batırarak yerken, yanına bir de kahve ısmarlayın.

Barselona, dolu dolu bir şehir yaşamı sunma konusunda kusursuz. Sanat   önceliği   olanları,   Picasso,   Joan   Miro   gibi   ressamların   eserlerinin   sergilendiği   harika   müzeler gülümsetiyor, ‘iyi bir yemek yenmeden geçen bir seyahate seyahat demem’ diyen gurmelerin yüzünü deniz ürünleri restoranları, her  saatte atıştırılabilecek minik  porsiyonlarda sunulan ‘tapas’lar, alışveriş tutkunlarının yüzünü ise birbirinden cazip butikler, tasarım mağazalar güldürüyor.

Herşey bir yana,  bu   şehirde  yabancı   hissetmek   imkansız.   Dünyanın   pek   çok  şehrinde   insanı   kolayca yakalayabilecek   kendini   yabancı   hissetme   duygusu,   burada   şehre   çabucak   adapte   olup   sokaklarına karışmak ve keyif almaya başlamakla yer değiştiriyor.

Barselona,  defalarca gidilse de her defasında keyif veren ve her daim çekiciliğini koruyan hareketli bir Katalan.

Mutlaka Yapın

Mercado de La Boqueira’da mutlaka gözünüze ve damağınıza ziyafet çeken gurme şarküteri ürünleri ve deniz ürünlerini, ‘tapas bar’larda küçük porsiyonlar halinde tezgahlara dizilen ‘tapas’ları, özellikle sarımsaklı karides ve ‘patatas bravas’ı tadın.

Şehrin tepelerinde konumlanan Park Guell’den şehrin panoramik manzarasını görün.

Barri Gotic’in atmosferik sokaklarında yaşanmış yüzyılları hissedin.

Gaudi’nin doğadan ilham alarak tasarladığı Park Guell’de, organik formlu sütunlara dokunun.

Herkesin son derece özgür olduğu Barcelonetta Plajı’nda özgürlüğün ve dalgaların sesini duyun.

Mercado de La Boqueira’da tezgahlardaki egzotik meyveleri, el yapımı çikolataları ve kahveli zeytinyağı gibi ilginç lezzetleri koklayın.

Ünlü çikolata markası Valör’de çikolata komasına girmek istemiyorsanız bir porsiyon  ‘churro’yu ve sosunu paylaşın.

 

Bu girdi Genel’ te gönderildi. kalıcı linki yer imlerine ekleyin.